Recent Posts

KEFERENİN BİTMEYEN HAYALİ…Arz-ı Mev’ud

Ülkemiz insanın hemen hemen hepsi KUDÜS denince bir başka parlar gözleri. Çünkü o kutsal şehir İslam’ın 3 kutsal beldesinden biridir.O beldede önce Yahudiler sonra Hristiyanlar ve sonrasında da Müslümanların kutsalları vardır. Museviler  Davut ve Süleyman A.s  sonra Musa A.s’mın hatıraları  özellikle de Süleyman mabedini göstererek, Hristiyanlar  Hz Meryem annemiz ve Hz İsa’nın o belde de yaşadığını ve orada güya çarmıha gerildiğini, kıyamet kilisesini delil göstererek, biz Müslümanlarda  ilk kıblemiz ve Hz Muhammed A.S’mın miraca oradan çıktığını belirterek, KUDÜS’te hak iddiasında bulunuruz. Bu süreçte en az da Yahudiler bu şehirde yaşamış ve sahip olmuş, ikisi milattan önce , ikisi milattan sonra olmak üzere 4 kez bu şehirden sürülmüşlerdir.
Güya değiştirilmiş Tevratta vaat  edilmiş topraklar inanışı ile, Siyonist Yahudiler, bu beldeyi önce insansızlaştırıp sonrada elde etmek istiyorlar. Özellikle İsrail’in kuruluşundan, yani 1948 den bu yana 70 yıldır yaşananlarda budur. Filistin’de on yıllardır Müslümanlara terör devleti İsrail’in uyguladığı zulüm, din kardeşlerimizin çektiği çile, aynı şekilde, 1991 yılında başlayan Irak’ın işgali ile, Irak’ı; Arap baharı ile de diğer Müslüman ülkelerde ve özellikle de Suriyeli kardeşlerimizin çektiği acı ,döktüğü göz yaşının sebebi de budur.
Terör devleti İsrail’in kuruluşundan öncede, Siyonist Yahudilerin Arz-ı Mev’ud hayali ile çok mücadele verdikleri, Cennet mekan 2. Abdülhamit Han ile yaptıkları mücadele, maalesef yine bu amaca yönelik, bin bir entrika ve para desteği ile, İttihat ve Terakki çetesi eli ile onu tahtan indirmeleri de hatıralarda vardır.
Üç geri zekalı maceraperest ittihatçı eli ile, sırf siyonistlerin amacına hizmet edilmemiş, aynı zamanda 5 milyon km2  vatan toprağımız paramparça edilmiş, 780 bin km elimizde kalmıştır. Ancak Siyonistler,amacına ulaşabilmek  için bu vatanı da bize çok görmektedirler. Zira bu vatanımızın içerisinde maalesef Arz-ı Mev’udun  bir parçası kalmaktadır. O parçayı bizden koparabilmek için, bin bir entrika ile üzerimize gelmekteler. Siyonist- Hristiyan karışımı Evanjelistler ,eskiden orduları ile geliyorlardı , şimdi örgütleri ile…El-Kaide, IŞİD, PKK, PYD v.s hepsi bu keferelerin üretip üzerimize saldığı terör örgütleridir. Başta ABD olmak üzere tüm Batılılar bu örgütlerin arkasındadır. kimisinin amacı Arz-ı Mev’ud, kimisinin amacı ise güçlenmesi engellenen , zayıf bir Türkiye … Ve ÜMMET…
Değerli okurlarım, tarihte, İTTİHAT ve TERAKKİ ‘den yararlandıkları gibi, bugünde bu amaca hizmet için maalesef ülkemiz içinde işbirlikçi kişiler ve partiler basına ve yayıma yansıyan hali ile vardır. Suriye’deki Zeytin dalı hareketimize karşı olan bazılarının davranışları, bildirilere imza koyanların bir kısmı, hakkında takibat başlatılanlar, malum partilerin bazı söylemleri de bu hali göstermektedir.
Keferelerin derdi belli… Ya bizimkilerin…? İnanın bunların büyük çoğunluğunun soyunun – sopunu araştırsanız., Ağopun, Hrantın, Semanta’nın… günümüzde Ali, Veli, Ayşe adını almış torunları… O halde hepisinin amacı aynı… Bazıları da özü bizden ama devşirilmişler… kalan bazısı da saftirikler, dünya vatandaşları…Dünyaya yemek içmek ve şey etmek için gelenler…
Yukarıda bahsettiğimiz amacın çıban başı elbette KUDÜS’tür…Kudüs’ü İsrail’in baş şehri yapabilirlerse, Filistin’den Müslümanları kovacaklar..Sonra, PYD koridoru ile, yavaş yavaş önce Suriye’yi beşe bölecekler , sonra üçe böldükleri Irak’ı resmileştirecekler, daha sonra Türkiye’yi beşe bölecekler, İran’ı beşe bölecekler ve alsana  Arz-ı Mev’ud.  Olur mu…? Keferenin amacı bu… Ama hayal… Hayal olduğunu da TÜRK’Ü,KÜRD’Ü , ARAB’I, ÇERKEZ’İ  v.s ile aziz TÜRK milleti gösteriyor… Dev uyandı… ÜMMET ayakta… Vesselam….

2 views

MERAL HANIM…İYİ Mİ..? KIYI MI…?

Türkiye siyasi hayatına bakıldığında bir çok siyasi partının kurulduğunu görüyoruz.. En son İYİ parti kuruldu. Bu partının kurucularına ,hele hele zirvesine bakıldığında, genelde Milliyetçi Hareket Partisinden ayrılan, veya ihraç edilen kişilerin olduklarını görürüz.Genel başkanı da Meral Akşener hanım,
Bir parti kurulurken, belirli bir gaye ve felsefe ile kurulur.Peki bu partinin felsefesi ne…? Niçin kuruldu…?.Zirve kuruculara sorulduğunda, bu sorunun tam cevabını almamız mümkün olmuyor. Kimi milliyetci ağırlığı olan, kimi libarel görüşlerle bezeli bir felsefeden bahsediyor. Kimi ise tamamen Tayyip Erdoğan düşmanlığı içeren bir felsefede.Ak Parti ne yaptı ise kötü yapğıyor anlayışında.
Eee… Yani ne…? Libaral mi…? değil… Milliyetçi mi.? değil…? Muhafazakar mı…değil… Ama hepsi… Libarallik, milliyetçilik ve muafazakarlığa bir şey demiyeceğim. Olabilir. Ama Tayyip Erdoğan düşmanlığı, beni rahatsız ediyor….Hatta Bahçeli karşıtlığı bile…
Tayyip beyin felsefesine bakıldığında, MAFAZAKARLIKLA BEZELİ MİLLİYETÇİLİK VE BİRAZDA LİBARARALLİK.Yani Millilik ve Yerlilik. CHP ve HDP lilerin Tayyip bey düşmanlığını anlayabiliyorum. iddialara göre, CHP. bu hali ile bir mezhep ve meşrebin partisi haline gelmiş, Partide,Atatürk’ün kurcu felsefenin eseri kalmamış Kemal beyde, hep söylendiğine göre, dış destekle başa getirilmiş bir proje… HDP ise zaten bölücü bir örgütün uzantısı gibi hareket eden parti.Bazı yöneticileri, Milletvekilleri bölücülüğü desteklemekten yargılanıyorlar, hapısteler. Bunlar karşı olabilirler. Peki ya IYI parti ve dolayısı ile kurucuları,bazı üyeleri niye karşı…?
Ülke kalkınıyor mu…? Evet,siyasal yönden uluslar arası camiada güçleniyor mu..? evet. Ülkemizi bölmek isteyen terör örgütü yok olma noktasına getirildi mi .? Evet… Kırk yıldır ülkemizi parçalamak için Batılı bir takım ülkelerin özelliklede ABD’nin desteği ile hareket eden alçak FETÖ tepelenmdi mi…? Evet. Düne göre ülkemiz daha da bağımsız mi…? Evet… EEEE o halde niye karşısınız Tayyip bey ve ekibine kardeşim… Niye…?
Soruyorum….Soruyorum da.. Cevaplar laga… luga…laga…luga
Tayyip bey diktatör müş…, Vay be…Halkın %52 oyu ile seçilmiş, sonrasında, onun desteklediği bir refarandumda %51,9 oyla evet oyu çıkmış bir lider, nasıl diktatör olur…? Kardeşim…. Uluslar arası denetimlerde de bu seçimlerin meşruluğu tartışılmıyorsa…? Bu nasıl diktatörlük müş….? Bu ülkede adamın anasına bile söğdüler … Diktatör anasına söğdürür mü..?. Kardeşim.
Türk Halkı onu seviyor. Hatta Ümmette, Ona ,ümmetin lideri gözü ile bakıyor.Görmüyormusunuz gittiği ülkedeki sevgi seline. Kaldı ki, Tayyip beye Batı ,İslam düşmanları Tayyip bey istediklerini vermediği için düşman, bizimdeki bazıları neden düşman, O ,bizdeki bazılarının düşmenlığı da, Tayyip beyin şahsında İslam düşmanlığı mı yoksa….?
Özetle bu karşıtlık, bana göre, çoğunluğu dünyadan haberi olmayan, hatta bazsının isminin önünde cafcaflı ünvanlılar olsa bile aklı hırsının gerisinde, kıskanç , parsa kapıcı, menfaatcı, siyaseti çıkarı için yapan, bir düşünceye kemikleşmiş ,bağlı , bazısı da beceriksiz kişiler.Eski partilerinde yer edinememişlerse , yenide birşey bulabilirmiyim gayeliler. Onların çoğunluğunda ülke menfaatları değil kendi menfaatları önmeli, isterse ülke yansın yıkılsın….
Ama şu karışık dünya konjektöründe, ülkemizin yanıbaşında İslam düşmanı Batılılar ateşten, ateşi yakarken,bizi de ateşin içine çekmeye çalışırlarken, birlik ve beraberlik içinde olmamız lazımken, bizdekilerde de bu karşıtlığın temelinde, slam’a biraz şaşı bakmak yatıyor gibi.
Mesala hemen söyleyeyim,tanıdığım bazı illerdeki İYİ parti teşkilatcılarına bakıyorumda çoğunluğu böyle.. şaşı bakanlardan…
Diğer yandan, Meral hanım içinde bazı söylentiler var… Basında çıkan bir Hilary Clicton, Selahattin Demirtaş ve ABD’nin Ankara büyükelçisinin de birlikte olduğu fotoğrafa bakanlar, ve bazı FETÖ içinden çıkmış kişilerin anlatımları ile desteklendiğinde, Meral Hanım,FETÖ’nün korumasında siyasete atılıp bakan olmuş bir kişi. Yani iddialara görö fetö Projesi… Dış güçler, CHP’den umduğunu bulamayınca, İYİ partiyi kurdurdular. Meral hanımda Bahçeli den intikam almak için bu işe atıldı.Biraz hırsına yenildi… biraz gaz yedi…
Arcak, heyhat, bu millet ne partiler gördü… Yeni testinin suyu soğuk olur derler… Toplanan kuru kalabalıklara bakmayın, daha köprüden çok sular . Meral Hanım ve bazılarının belki birşeyleri ortaya dökülür…?Konuşulan bazı şeyler delillenir, belgelenir.
Bu millet ariftir, izanlıdır. Projeyi, planı bilir.Ülkesini sever.Ham hama ,tam tama bakmaz. Bana göre, bu partide KIYI’da kalır ve partiler çöplöğüne gider. Halep orda arşın Kasım 2019 da… hatta Mart 2019 da vesselam….

6 views

Atatürk ve arkadaşlarının yüz yıl ötelediği plan, yine önümüzde…

Birinci Dünya savaşında binbir türlü entrikalı planları ile Osmanlı’yı parçalayan ve 22 Milyon M2 vatandan 780 bin M2 vatan toprağına bizi mahkum eden ingiltere,ikinci dünya savaşından sonra rolünü ABD’ye vermiş görünse de sinsi bir biçimde, arka planda yine entrikalı planlarına devam etmlektedir. ABD sadece sopadır. İsrail ise paycı konumundadır. Bazi körfez ülkeleri de( BAE v.s) bu oyunda finansördür. Amacları, paramparça ettiği Osmanlı ülkesini, ve halklarını yeniden küçük parçalara bölerek, yer altı ve yer üstü zenginliklerinin üzerine iyice konmak, daha çok sömürmektir. Yöntem parçala, yut yok et yöntemidir.Milli mücadele ile Türk Milleti,Atatürk önderliğinde iyice parçalanmayı yüz yıl ötelemiştir. Ancak bu günkü planlar, iyice parçalanmayı gerçekleştirme planlarıdır. Ülkemizde bu planlamaların içindedir. Alçak Batı, Sevrs haritasını yine bu millete dayatma peşindedir.
EVet… Bu gün İslam ülkelerinin lider kabul ettiği ülkemiz de esas hedeftir.Vampir Batı’nın Suriye’nin kuzeyindeki PKK/Pyd devleti kurma hazırlığının esas gayesi, ülkemizin güneydoğusunu bizden koparmaktır. ABD, Lozan anlaşması ile kabul edilen bu günkü sınırlarımızı hala hukuken kabul etmiş değildir.Yüz yıl sonra niye kabul etmediği de ortaya çıkmaktadır. Batılıların ve siyonist İsrailin amaçlarına hizmet edecek kukla PKK_Kürt devletini kurmak, Müslümanlar arasına Marksist- Leninist PKK devleti ile Yahudi kökenle Kürtlerin yönetimde ağırlıklı olduğu KÜrt devletini sokarak, fiilen müslümanları bölmektir. Yüz yıllık plan budur. Cumhuriyeti kuranların birinci amacı bağımsız ( Türkiye aslında hiç bağımsız olamadı, bırakmadılar)bir TÜrk devleti kurmaktı. Onun için lozan dönüşü İsmet Paşa yanındakiler ” bir yüz yıl^daha kazandık demiştir.
Batı’nın bu planlarının gerçekleşmemesi için her ferdi asker doğan ve vatanı için her zaman seve seve öleceğini 15 Temmuzda gösteren, müslümanların ve mazlum milletlerin ümidi ve koruyucusu olan aziz milletimizin, Türkü – Kürdü ve diğer unsurları ile, bir ve beraber olduğunu her zaman bu alçak , sömürgeci Batılılara göstermelidir.Onların teknik üstünlüğü olabilir, bizim se içi iman dolu kalplerimiz var. En tehlikeli silahta inanmış insandır.Allahın tahahhüdü var. inananlar galip geleceklerdir. Bunun somut örneği ise, ikikez süper güçlerin ( ABD ve soviyetler birliği)işgaline uğrayan Afganistanlı kardeşlerimizin galip gelmesidir.Ayrıca ABD’yi Vietnamlıların yenmesini de unutmayacağız. yılgınlık yoktur. Müslümanlara yılgınlık yakışmaz.
Aziz kardeşlerim,bu gün Arakanlı , Suriyeli kardeşlermizin hallerini görüyorssunuz…Osmanlının vatandaşı olan ümmet, nerde darda kalırsa ülkeamize sığınıyor. Vatanımız onlarında vatanı. Bizim gidecek başka vatanımız da yok… Ya bu vatanda kalacağız… yada öleceğiz… vesselam….

50 views

Kılıçdaroğlu hapse girerse kim kurtarır…?

Kılıçdaroğlu neden yürüyor…?Onunla birlikte yürüyen bazıları kim…? CHP genel başkanı Ankara’dan İstanbul’a yürüdü. Maltepe Meydanında da miting yaparak yürüyüşünü tamamladı. Yasal çerçevede bu yürüyüşe kimsenin bir diyeceği yok. Demokratik bir ülkede herkes hukuka aykırı olmamak kaydı ile yürüyebilir. Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşü hukuki mi ? Hayır. Çünkü izin alınmamış. Adam diyor ki, ben yürürüm arkadaş, anamuhalefet lideriyim. Hele önüme bir geçin, gök kubbeyi başınıza geçiririm. İlgililerde, ne yapsın aman hır çıkmasın diye, yürüttüler Peki niye yürüdü…? Rivayet muhtelif. Adam partisinde sıkıntılı, 7 seçimdir başarılı olamıyor. Hatta başarılı olamazsam siyaseti bırakırım diyor, ama bırakamıyorda. Niye…? İradesi kendi elindi değilmiş. Basına yansıyan söylentiye göre FETÖ, NATO, ABD, şişşşşt nereye ? Gidemezsin diyorlarmış. Yani adamın o partinin başında durmaya da, pişkin pişkin yalanları söylemeye de, yürümeye de eli mahkummuş.
Kılıçdaroğlunu güya yürütenlerin bir amacı varmış: Bu yürüyüşten gezi benzeri bir kalkışma çıkartarak, Tayyip beyi devirmek, ülkeyi ele geçirmekmiş. Böyle bir şey yapamazlarsa dahi iç çatışma çıkartıp, güya dış güçleri davet ederek, ülkemizi işgal ettirmekmiş. Ama bu olmadı… Yapamadılar. Bu tezgahı kuracak olan zevat Büyük Adada kıskıvrak yakalandılar.
Bir başka söylentiye göre de meşhur MİT TIR ları hadisesinde, Vatan haini olarak suçlu bulunup içeri atılan ve 25 yıl hüküm yiyen Enis Berberoğlu’na Cumhuriyet Gazetesinde yayımlanan o tırlardaki silahları görüntüleyen flaş disketi veren de CHP lideri Kemal bey miş… yani Kemal Enis’e Enis Can’a vermiş ve Can’da gazetede yayımlanmış. Şimdi, bizim Kemal uyanık adam, Enis’e belgeleri Can’a götürmesi için vermiş, aradanda çekilmiş. Peki… Ya şimdi Enis, arkadaş bunu bana Kemal verdi, benim suçum ne ki…? derse , bizim Kemal ne yapacak…? İşte, Enis’in çenesini tutması için, bak arkadaş ben bu yürüyüşü yapıyorum, seni mutlaka dışarıya çıkartacağım, sakın konuşma demek için bu yürüşüşü yapıyormuş.Yani bu iş Kemal bey için çok karanlık görünüyor.Kemal bey sen vatan hainliğinden Enis’in yerine içeriye girebilirsin. Enis’te topu topu 1 yıl yatar. Hatta cezası da HAGB tan 5 yıl ertelenebilir.İşte Kemal kodesin korkusundan yürüyormuş.Ah Kemal bey, o zaman seni FETO de  kurtaramaz. Onun hakimleri de himmete muhtaç dede…
Peki, yürüyenlere bakalım mı ? Kimi arasan var.Aşağı yukarı tüm terör örgütlerinin elemanları…Kemal beyin bunlarla işi ne ? Yoksa Kemal, teröristleri hep mi koruyor? Çok geri  öğrencilik yıllarına gitmeyelim. Kemal beyin SSK Genel Müdürü iken iş ve eylemleri ortada… İddialara göre birçok teröristi SSK ya memur ve işçi olarak almış. Daha kimler yürüyor ? Himmetle hapisten çıkarılan Ahmet TÜRK, HDP liler, PKK lılar, Ali’siz Aleviler, FETÖ yandaşları, eski yeni CHP Milletvekilleri, mesela her şeye limon olan Mahmut Tanal, İrancı Eren Erdem( yeni öğrendim, o da alevi imiş, bu arada ben alevi kardeşlerimi hiç bir zaman yadsımıyorum, onlarda benim din kardeşimdir. benim derdim Almanya maşası Ali’sizlerdir.)
gezide yaptıkları gibi para ile adam yürütüldü mü bilmiyorum ? İnşaallah olmamıştır.
Peki ne oldu yani…? Kim ne kazandı…? Hiç… Kemal beyin derdi başka, Meral’in derdi başka, dışardakilerin başka… Bu başkalardan bir baş çıkar mı ? Onlar çıkarmak istiyorlar ama çıkmaz.Hani Hayır blogunu diri tutup, 2019 da seçim kazanmak sevdası içindeler ya… Olmaz Olamaz. Maltepe meydanı topu topu 200 bin kişi alır, onu da 81 vilayet, İstanbul’un tüm ilçelerinden toplayamadılar. Resmi rakamlara göre 175 bin kişi anca varmış.Sonra hayırların içinde çok milliyetçi muhafazakar oylar var. Evetçiler refarandumda değişiklikleri tam anlatamadılar. Halk artık anladı 2019 a kadar daha da anlayacak.Kemal bey sen 8 . yenilgine de hazır ol. Bu millet sizin zihniyete oy ve iktidar vermez.Yürüyün Demirel’in dediği gibi yollar yürümekle aşınmaz.

34 views

Ayşe, Ahmet ,Ali, Fatma ,,,,gibi,eski isimlerimizi neden yaşatmıyoruz…?

Değerli okurlarım,hiç dikkat ettinizmi…? son 15-20 yıldır ülkemizde doğan çocuklarımıza nasıl isimler veriliyor…? Eski isimler yerine neden belki de anlamı olmayan hatta anlamı abes olan isimler konuyor…? Bu isimlerin içinde Kura-ı Kerimden seçilen ve anlamı belki deiyi olmayan isimlerde olabiliyor..
Gençler anne ve babalarının isimlerini sırf onları onure etmek için çocuğunun birinci ismi olark verip, esas kendi istediği ve güya yeni isimleri koyuyorlar…? Mesala ,gençin baba adı Musa, oğlunun birinci adı Musa ama ikinci ada kaan, ve günlük hayatta çocuk hep Kaan olark çağrılıyor. Musa sadece kağıt üzerinde. Aynı şekilde gençin annesinin adı Ayşe, kızının adı Ayşe Adal, ve günlük hayatta kız hep Adal olarak çağrılıyor…
Şimdi, bazı okurlarım ne var bunda diyebilir. Çok şey var, çok… Bazı odaklar bu furyayı başlatanlar, farkında olmadan milletimizi kültür erozyonu uygulamak istiyorlar. Eski kültürümüzden bizi uzaklaştırmak derdindeler.Bu emperyal bir oyunda olabilir.On yıllar sonra, 2-3-4 nesil geçince gençlerin anne ve babaların adları, Musa, Ali, Mehmet, Ayşe Fatma, zeynep v,s yerine Kaan, Boğaç, adal, Çile, Ebrar,Melis, melise v.s olacak. Bu defa birinci isimler bu yeni adlardan, ikinci isimlerde yeni isimlerden olacak. Peki, Kültürümüzde, özelliklede İslami değerlerimizde önemli olan, Ali, Mehmet Hasan Hüseyin, Ayşe, Fatma, Zeynep ne olacak…? Unutulup gidecek…
Elbette, şu anda yeni isim taşıyan kardeşlerime, saygı duyuyuorum.Herkes yuzkızartıcı olmamak üzere istediği ismi de taşıyabilir. Ancak yukarıdaki gerçeğide göz ardı edemeyiz. Millet olarak değerlerimize, kültürümüze sahip çıkmak zorundayız.Eski isimlerle çocuklarımızı isimlendirelim ki, bu isimler geleceğe taşınsın… Kültürümüz de…

23 views

Batıdan gelen fikri yapı neler yaptı…

Osmanlının son 40 yılına Selanik şehri damga vurmuştur. Osmanlı’yı yıkan kadro ya orada doğmuş, yada bir biçimde orada bulunmuştur. O zamanki Selanik nüfus yapısı içerisinde,Yahudi kökenli Sebatayistler çoğunluktadır. Osmanlı bürokrasisine de İttihat ve Terakki hakim olduktan hele hele siyasette de etkin olduktan sonra, Cumhuriyet kurulana kadar, Balkanlar dışından devletin kademelerine yükselen Anadolu insanı, İttihat ve Terakki çetesi tarafından yavaş yavaş tasfiye edilmiş, Anadolu gençliği de savaşlarda tükenmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarından itibarende, başta Selanikten olmak üzere, Balkanlardan okumuş- yazmış balkanlılar Anadolu’ya göç etmiştir. 1924 mübadelesi ile bu göç hızlanmıştır. Gelen bu takım devletin önemli kademelerini ve kilit noktalarını işgal etmişlerdir. bunlar sadece kendilerini getirmemişler fikri yapılarını da getirmişlerdir. Bu fikri yapı da Anadolu insanının değerlerine ters, Türk örf ve adetinden, islamdan uzak, içi boş bir din anlayışı ile bezeli bir fikri yapıdır. Bu yapıyı korumak vegeliştirmek içinde Türkiye’ye özgü bir laiklik geliştirilmiş, bu laikliğin üzerinede Atatürk giydirilmiş, Atatürk’ün üzerine de Atatürk’ü koruma kanunu örtülmüştür.Bu olanların bir çouğu Atatürk’e rağmen bu fikri yapıyı getirip geliştirenler tarafından uyguyamaya konulmuştur. Atatürk, İnönü ile 33 derece Mason olduğu söylenen Celal Bayar tarafından 932 den sonra adeta Çankaya’ya hapsedilmiştir. İlginçtir, Atatürk’ü koruma kanunu da Bayar tarafından1950 den sonra getirilmiştir.
Bu fikri yapı, tabiki dış desteklidir. Özellikle de Yahudi sermayesi ve Batılılar bu yapının destekçileridir. O zamanki Türkiye’nin fakirliği de düşünüldüğünde, adeta Batı sömürgesi halindedir. Bu halden ülkeyi kurtarmak isteyen ne kadar milli ve yerli yönetici geldi ise, hepsi de bir biçimde bu fikri yapıyı kuran kollayan devamini sağlayan, iç ve dış destekciler tarafından yok edilmiştir. Örnek mi… Osmanlı son dönemindeki,Milli olan Padişahlardan Abdülaziz öldürüldü, 2. Adülhamit görevden uzaklaştırıldı, Assla hin olduğunu kabul etmediğim Vahdettin Han sürüldü, Atatürk, ( o da öldürüldü),Menderes, Özal, Muhsin Yazıcıoğlu öldürülmüşler, Erbakan’da tasfiye edilmiştir.Şikdi ise Erdoğan tasfiye edilmek istenmektedir.Allah korusun..
Bu yapıyı yazılarımızla halkımız iyi anlasın diye hep anlattık. Anlatmaya da devam edeceğiz. Çünki bu yapı sırf Türk milletinin başının belası değil, aynı zamanda Muhammed ümmetinin de baş belasıdır.Esasen burada esas hedef ümmettir dolayısı ile de İslamdır. Gerisi hep boş laf… laga luga…
Türk milleti Allahı’ın izni ile İslam’ın ve ümmetin lideri olup yüz yıllardırİslam kılıçtarlığı yaptığı içinde, kozlarını Türk Milleti ve onun ayakta kalan tek devleti olan Türkiye Cumhuriyeti ile paylaşmak. istemektedirler. 1699 yılında karlofça antlaşması ile boğazımıza geçirilen kölelik ipinin, Lozan Antlaşması ile dahada sağlamlaştırdıkları için,yaklaşık 300 yşıldır olar efendi Türk Milleti Köle, faiz, döviz, enflasyon oyunları ile bu milletin kazançlarını, boğazdaki 5000 özel ve tüzel kişi ve arkasındaki dış güçler sömürüyor, millette inim inim inliyordu. Ak Parti ve onun lideri Tayyip bey sayesinde sömürü çarkları birer birer kırıldı, millet rahatladı, hayal gibi görnünen yatırımlar yapılmaya başladı. Türkiye ayağa kalktı, ümmetin umudu oldu. Vaaaay… sen misin diyorlar, çarkımıza çomak sokan… Ölümlerden ölüm beğen…. Üstüne üstlük birde Batı’ya bağımlılığın çıkarılp atılması, tam bağımsızlık girişimi olan, referandum olayı, siyonist Haçlı ittifakını çileden çıkardı…,
Ulan yamyam , kan emiçi katil Batı…, ve onların efendileri Siyonistler ,içerideki işbirlikçileri… çıldırın, patlayın, çatlayın, en güçlü silahlarınızla gelin üstümüze, ne yaparsanız yapın, ama şunu iyi bilin, en güçlü silah imanlı insandır, o da ümmette çok var, ve Allah nurunu tamamlayacaktır. Bu Allahın vadidir….Allah bize yeter….

12 views

CHP doğurmayacak mı…? ,doğuracak… Ebesi kim olacak…?

CHP bu gidişle doğuracak. Üst akıl malum bir kaset operasyonu ile, Deniz Baykal’ı uzaklaştırıp,Dersimli Kemal Kılıçdaroğlu’nu Chp’nin başına getirdi.Neden Kemal bey,,,? Üst akılın gayesi ne…? Dünyayı yöneten üst akıl, ezelden beridir ülkemizi ırki anlamda bölmek istediği gibi ,Alevi kardeşlerimiz üzerinden dini bazda da bölmek için planlar yapıyor.
Irkı anlamda bölmek için yaptığı planlarını iki yüzyıldır uyguluyor. Otuz iki yıldır da bu işin silahlı bölümü sahnede… PKK kalkışması, kaçıncı kalkışma tarih yazmaktadır…?Son çatışmalardaki öne çıkan veriler gösteriyor ki, sahada çatışan teröristlerden çoğunluğu  kripto Ermeni… Tabii ki çok az da kandırılmış Kürt çocukları da var. Allah onlara hidayet versin. İddialara göre ( Kadir Mısıroğlu, v.s) PKK nın Kandil’deki yöneticisi konumundaki terör baronlarından, Murat Karayılan dışında, tümü de kripto Ermenidir. Suriyeli Bahoz Erdal dahil…
Üst akıl, Türkiye’ye ikinci bir cephe azmak için, bu defa hazırladıkları ikinci planlarını da uygulamaya soktular. Aleviler üzerinden bölücülük …Bunun içinde kriptoları devreye soktular. Bu anlamda hedefe varmak içinde öncelikle bir siyasi partiye ihtiyaç duydular.
Açıktan bir Ermeni veya Alevi partisi kuramayacaklarına , kursalar da oy alamayacaklarına göre,bir partiyi ele geçirerek gerekir.Bu parti de elbette Alevilerin çoğunluğunun oy verdiği CHP olmuştur. Dersimli  Alevi Kemal’in bu amaçla CHP’nin başına getirildiğini iddia edenler son günlerde yoğunluktadır.
Maalesef, Dersimli Kemal’in, parti içindeki uygulamaları da üst aklın bu düşüncesine hizmet eder durumdadır. Bu gün CHP li millet vekillerinin 87 tanesinin , parti delegelerinin ve teşkilatlarının da %80 inin Alevi olduğu söylenmektedir.
Burada bir durumu izaha ihtiyaç var. Gerçek Alevi kardeşlerimiz başımızın üstüne… Üst aklın emeline hizmet için gayret gösteren Aleviler , yukarıda da bahsedildiği gibi ,maalesef, kripto Alevilerdir. Yani, gerçekte Ermeni- Hristiyan olduğu halde, Alevi kimliği ile Müslüman görünen kişilerdir.
Değerli okurlarım, görüyorsunuz ki, üst akıl, ülkemizi bölmek, huzursuz etmek için, ikinci cepheyi de Alevi görünen Ermeniler eli ile din üzerinden açmaktadır. İkinci cephe, inanca yönelik olduğundan , birinci cepheden çok daha tehlikelidir.
PKK’nın partisi malum HDP,,, ikinci cephenin partisi bu gidişle CHP mi olacak …? Evet olacak… Çünkü , CHP yi Dersimli Kemal’in elinden almak pek de kolay olmayacak. Dokunulmazlığı kaldırılacak olan Kemal bey, hukuki olarak CHP’nin başından gitmek zorunda kalırsa da, yerine mutlaka bir Aleviyi bulup koyacaktır. CHP’nin %80 delegesi, parti teşkilatları Alevi iken, hemde çoğunluğu kripto alevi iken, bu partiyi başkalarının ele geçirmesi çok zor… Hatta imkansızdır…
Peki ne olacak…? CHP li ulusalcılar, Kemalistler, klasik solcular ne yapacak….?.. Dersimli Kemal’e boyun mu eğecekler…?Hayır…
O halde, yapılacak iş, CHP’ yi doğurtmak… Bu doğumun ebesi kim…? Dersimli Kemal bey… Bu arada, CHP yöneticileri arasında kriptio var mı, Milletvekillerinin kaçı kripto ben bilmiyorum.Söylentiler muhtelif…İnşallah azdır. Bildiğim, Kemal bey’in  Alevi olduğudur.
CHP’nin Alevi partisi olmasını hazmedemeyen CHP liler, ayrılıp yeni bir parti kuracaklar. Hem de kısa sürede kurmalılar. Çünkü ,şu andaki CHP ‘de kongre isteyen CHP li başkan adaylarının şansı maalesef yukarıda anlattığımız şekilde yok.
Ancak Alevi olmayan CHP liler yeni parti kurduklarında çok üzülmeli… CHP’nin Atatürk’ün kurduğu parti olma gibi manevi mirası ile o kadar mal varlığı, İş Bankası ortaklıkları diğer maddi imkanlar vs. tabii ki, CHP tüzel kişiliğinin, yani CHP de kalanların olacaktır… Ama başka da çare yok…
Peki, o durumda, CHP Dersimli Kemal eli ile bu şekilde doğurtulup ,bölündüğünde, CHP, barajı geçer mi….? Hayır… Hayır…. Hayır. Kripto olmayan Alevi kardeşlerimin çoğunluğu bile buna izin vermez.Vermemeli… Bir olalım, iri olalım, diri olalım… Ümmetten olalım…

15 views

Biliyorum bazıları kızacak, ama bunlar gerçek…

Yakın tarihimizin çarpıtılmış ,karartılmış olaylarından biride Şeyh Sait İsyanıdır. Kemalist kafa onu da çarpıtmış, kendi emellerine hizmet edecek şekilde bu isyanı KÜRT İSYANI olarak gerçek olmayan tarihimize kaydetmesini başarmıştır.Oysa, gerçekte bu isyan kesinlikle Kürt isyanı değildir. Milli Mücadele öncesinde, hatta sonrasında bir takım Kürt aydınlar, bağımsız Kürdistan amacı ile Kürt Teali Cemiyeti gibi dernekler kurmuşlarsa da, diğer Kürt aydınlarının çoğunluğu, bu ayrılma fikrine sıcak bakmamışlar, Milli Mücadele sırasında ümmetin diğer milletlerinde olduğu gibi, Milli Mücadeleye destek vermişler, Erzurum, Sivas kongrelerine katılmışlar, TBMM sinde temsil edilmişler vatanın kurtulması için ellerinden geleni yapmışlardır. Bunların en önemlilerinden biriside Dersim (Tunceli) Mebusu DİYAP AĞA’dır. Yunan orduları Polatlı’da geldiğinde Ankara’daki meclisin Sivas’a taşınması istendiğinde, ilk karşı çıkanların başında Diyap Ağa olmuştur. Okuma yazma bile bilmeyen bu aşiret ağası ,Kürsüye çıkmış, bu düşüncenin kabul edilemeyeceğini bağıra bağıra anlatmış, ben gitmiyorum demiştir.
Lozan konferansında, İngiliz ve Fransızlar, Anadolu’nun doğusunda, bağımsız bir Kürdistan kurulması, bu mümkün olmaz ise Kürtlerin azınlık sayılması  fikrini ortaya atınca, Anadolu’da Kürt Aydınlar, Ümmetin hiç bir kavminin azınlık sayılamayacağını, belirten telgraflarını, konferansa çekmişlerdir. Sonuçta, Lozan barış anlaşması ile, Anadolu’da ne bir bağımsız Kürdistan kurulmuş, ne de Kürt kardeşlerimiz, azınlık sayılmıştır. Bu sonuçta Kürt Aydınlarının büyük katkısı vardır. Bu aydınların başında da Said-i Nursi ve Şeyh Sait vardır.
Şeyh Sait, babadan gelme ilim meclislerinde eğitilmiş, bir fakihtir. Aynı zamanda babasından el alan Nakşibendi Tarikatının şeyhidir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da bilinen, sayılan ve sevilen bir zattır.
Cumhuriyet kurulduktan sonra, Lozan Anlaşmasının gizli maddeleri gereği, Cumhuriyeti kuran irade, saltanatı ve Halifeliği kaldırmış, harf inkılabı, medreselerin kaldırılması, hukukta yapılan değişikler gibi ,bir takım inkılaplar gerçekleştirmiş, bu nedenle de ülkede dine karşı soğuk bir hava esmeye başlamıştır. Bu hal, tüm ülkede,özellikle ,Doğu ve Güney Doğu Anadolu da hoşnutsuzluk yapmıştır. Tabi  ki, tüm hayatı İslami düşünceye göre düzenlenmiş,Şeyh Sait, bu durumdan fevkalade rahatsız olmuştur. bu rahatsızlığını, kendi gibi rahatsızlık duyan, şeyhlere, aşiret ağalarına yazdığı mektuplarda ve risalelerde açıkça belirtmiştir. Kendisinin düşüncesini desteleyen, bölgenin ileri gelenleri de olmuştur. Bu rahatsızlıklar o noktaya gelmiştir ki, bir kıvılcım ile alev alacak bir hal almıştır. O kıvılcım da, bulunmuştur.
Bir düğün meclisinden, bir şüpheli almaya gelen jandarmaların, tutum ve davranışları, düğün ahalisini rahatsız etmiştir. Şeyh Sait “evlatlarım, o kişileri bensize teslim edeceğim, şimdi şu düğünün huzurunu kaçırmayın, kendi ellerimle getireceğim” demesine rağmen, jandarmaların bu talebi dinlemeyip, illa biz şimdi girip o kişileri alacağız demeleri ve, Şeyh Sait’in müritleri ile, jandarmaların kavga etmeleri, kıvılcımı çakmıştır. 13.02 1925 tarihinde , Piran’da başlayan bu kavga isyana dönüşmüş isyancılar kısa zamanda çok yerleşim merkezini ele geçirmiştir.
Hükümetin başbakanı, Ali Fethi beydir. Başbakan olaylara basit birer asayişsizlik gibi bakmış, ancak durumun vahametini gören Atatürk, Fethi beyi başbakanlıktan azil ederek yerine İsmet İnönü’yü getirmiştir. Esasen, dine karşı davranışlar sergileyen yönetime karşı olan, Milli Mücadelenin , Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy Rauf bey gibi bazı önemli komutanları,
Terakki Perver Cumhuriyet Fırkasını kurmuşlar, bu fırkanın tüzüğünün 5. maddesine de,” fırkamız, dine ve dini duygulara hürmetkardır ” yazmışlardır. Uygulamada da dine saygılı olmaya özen göstermişlerdir. Bunların bu tutumu, halk nezlinde çok revaç bulmuş, kısa zamanda bu fırka taraftar toplamıştır.
Bu fırkanın, bu hali ve halkın ona yaklaşımı başta Atatürk ve İnönü olmak üzere hükümette olan Cumhuriyet Halk Fırkasını kaygılandırmış, yöneticiler,TPCF’nın Şeyh Sait İsyanını desteklediğine de karar vermişlerdir.
İnönü, iktidar olur olmaz, “Takrir-i Sükun” kanununu çıkarmış, biri Ankara diğeri Diyarbakır’da olmak üzere iki adet İstiklal Mahkemesi kurmuştur.
Sonuçta, Şeyh Sait kuvvetleri üzerine düzenli ordular gönderilmiş,isyan bastırılmıştır. Şeyh Sait ve isyanın önde gelenleri İstiklal Mahkemelerinde yargılanmış, ve bir çoğu da asılmıştır.Mahkeme zabıtlarında başta Şeyh Sait olmak üzere, asılanlar ve dinlenen tanıklar, esas gayelerinin, dine karşı olan yönetime, dine dönüşü sağlatmak için, yani ” dini mübini İslam’ı geri getirmek için, bu kalkışmayı yaptıklarını söylemişlerse de , bu söylemler revaç bulmamış,yanı dinlenmemiş, olay bir Kürt Ayaklanması olarak lanse edilmiştir.Burada, yönetimin amacı, inkılaplarını ayakta tutabilmektir. Şeyh Sait, din için ayaklandı ve bizde onu astık deseler, bunu halka anlatamazlar. Ancak, Şeyh Sait kürtlük için ayaklandı dediler mi…?Halk , hatta Kürtler bile Şeyh Sait’i lanetlerler. Yıllarca olduğu gibi. E… Bir gün huzuru ilahide, İstiklal Mahkemelerinde değil, gerçek Mahkemede bu hesaplar bir kez daha görülecek elbet…Görülecek… O mahkemede sanık olacaklara acıyalım mı?

17 views

Ali’sizler yani Kripto Aleviler , keferelerle el ele neler yapıyorlar….

Alevilik, İslam Dininin farklı bir yorumu, bir meşrebidir. Tasavvufi yönü ağır basar. Gerçek Alevi kardeşlerimizin bu inanç sistemine saygı duyuyoruz. Esasen tüm inanç sistemlerine saygı duymamız gereklidir. Müslüman olarak bizim görevimiz sadece tebliğdir. Gerisi Mevlanın işidir.Biz karışamayız.Mevla ne diyor….” Leküm diniküm vel yedin…”, Yani “senin dinin sana benim dinim bana..”
Birde kripto aleviler var….
Kripto aleviler… Yani, bir başka dine mensup iken, sonradan İslam Dinini ve ona ait Alevi meşrebini seçmiş görünen  ancak gerçekte böyle bir seçimi özde yapmayan ve eski inanç sistemi gizli gizli yaşayan kişilere kripto aleviler denir. Bir örnek verelim. Mesela, kişi Hristiyan, ancak İslam ve onun meşrebi olan aleviliği seçtim diyor. Ancak gizli gizlide eski dinini yaşıyor. İşte bu kişi kripto Alevidir. Hristiyan Kripto aleviler olduğu gibi pek tabi Musevi kripto Aleviler de vardır.
Eskiden de var olan bu Kripto Aleviler genelde 1924 yılında gerçekleştirilen, mübadele ( nüfus değişimi) olayı sırasında, yani, Anadolu’da ki, Rum, Musevi, Ermeni ahali ile, Balkanlardaki, Müslüman ahalinin değişimi sırasında çoğalmışlar.
Nasıl mı? Mesela, Anadolu’nun herhangi bir ilinde yaşayan gayrimüslim aile veya kişi, mübadele ile bulunduğu yerden Avrupa devletlerine gitmesi mecbur edildiğinde, gitmemenin tek yolu da din değiştirmesi seçeneği ise, bu kişi veya aile, gidip müftülükte şehadet getirerek din değiştirdiler ve güya İslam oldular. Sonrasında da.. İslamın Sünni yorumunu yaşamadıkları görüldüğünde ve sebebi sorulduğunda da, biz Alevi olduk dediler. Ama özde ne İslam’ı seçtiler ne de Aleviliği… Yani takiye yaptılar. Amaçları yerinden, evinden, yurdundan gitmemek için başvurulan bir yolla Anadolu’da kalmaktı ve öyle de oldu.
Olayı bir örnekle somutlaştırırsak. Van’da çiftliğinde yaşayan ve ticaret yapan Ermeni Hırant, hadi mübadele olacaksın, hazırlan dendiğinde gidip müftülüğe şahadet getirip, güya müslüman olup, Hamdi ismini alır. Ancak, zaman içinde ne namaz, ne oruç ne  zekat ne de hac.. İslam’ın hiç bir ibadetini yapmadığı görülür ve kendisine Hamdi sen Müslüman oldun ya , hani icraatları diye kendisine sorulur.Hamdi’de ben Alevi Müslümanım deyip bu mahalle baskısından kurtulur. Tabii ki, Hamdi görünürde Hamdi ama esasta hala Hıranttır. Böyle binlerce aile ve on binlerce kripto insan Anadolu’da kalır…
Eee… Ne olmuş mu diyorsunuz? Bu kriptolar neler yapmamış ki… Bu milletin aleyhine olan her kötü işte bunlar iş başında olmuşlardır. Tüm marksist örgütlerin kurucuları ve ele başları bunlardır. Son PKK  kalkışması ve öncesinde tüm Kürt isyanlarında, en küçük olayları büyüterek isyan halinde getiren bunlardır. Şu anda, PKK terör örgütü ve HDP yönetiminde bunlar etkindir… Bu gün Doğu ve Güneydoğu olaylarında. Kürt kardeşlerimize zulüm edenler de bunlar ve bunların çocuklarıdır. Kürdü, Türk’ten ayırmak isteyenlere maşalık yapanlar,Ülkemizin gerek maddi ve gerekse insan kaynaklarını heba edenlerde bunlardır.
Tabi  ortakları da çok. Ülkemizin yönetiminde, bürokrasisi de köşe başı tutmuş, 1924 mübadelesi ile Selanikten gelen Sebataylar ve Siyonistler… Türkü ve Kürdü ile aziz Türk Milletinin 150 yıllık kavgası bunlarladır.

17 views

Montrö boğazlar anlaşması ve Kanal İstanbul ve Kötü polis Rusya…iyi polis kim…?

Her ne kadar ülkelerimizin coğrafyaları bitişik olsa , uzun süre aynı sınırları paylaşsak da, Türk Milleti ile Rus Milleti tarih içinde hep yarış içinde olmuştur. Rusya hayali olan sıcak denizlere tam olarak inememiş,Türk Milleti de son iki yüz yıldır dünya düzeninde etkin olamamıştır . Özellikle cumhuriyetle birlikte, başımıza örülen çorapları çıkarmak için hep gayret içinde olmuştur. SSCB ‘ nin dağılması ve son on üç yılın istikrarı,  ekonomik gelişmesi, Türk Milleti önüne yeni ufuklar sermiş, hayalimizde olan yeni projelerin gerçekleştirilmesinin yolunu açmıştır. Marmaray, üçüncü köprü, İstanbul’a yeni hava alanı ve en önemlisi de Kanal İstanbul… Yeni hava alanı nasıl Almanları kızdırmış ise, Kanal İstanbul’da diğer milletlerden daha çok Rusları kızdırmıştır. Kanal İstanbul’un devreye girmesi ile, boğazlar rejimi ve onu düzenleyen Montrö anlaşması bay-pas edilecektir. Bu durumda da Ruslar sıcak denizlere inemez olacaktır. Nasıl olacak anlatalım….
Montrö anlaşmasında,” Karadeniz’den Akdeniz’e deniz yolu ile gitmek için başka alternatif olmadığı için, böyle bir anlaşma rejiminin düzenlendiği “belirtilmektedir. Yani bir alternatif olsa o anlaşma rejimine uyulmayabilecektir. O halde, Türkiye, sırf bunun için Kanal İstanbul’u yapıp ,uluslar arası deniz ulaşımına sokarken, boğazları devreden çıkaracak ve dolayısı ile Türkiye Montrö anlaşmasındaki bu mecburiyet ifadesini kullanarak ,boğazlardan geçme alternatifi bulundu ,  boğazlardan geçiş  boğaz kıyıları için çok tehlikeli oldu diye, uluslar arası anlaşmadaki bu ifadeden yararlanarak  devrede olan boğazlar rejiminini  devre dışı bırakacaktır.
Bununla da,Kanal İstanbul’dan geçiş rejimini de kendi belirleyeceğinden Karadeniz – Akdeniz ulaşımı tamamen Türkiye’nin inisiyatifinde olacaktır.
Yani… Rusların Akdeniz’e, sıcak denizlere inmesi Türkiye’nin elinde olacaktır.
Rusya ,ne yapıp edip Kanal İstanbul yapılıp bitirilmeden Suriye karmaşasında bir an önce sıcak denizlere inmek, inmeyi kalıcı kılmak için politikalar geliştirmekte ve eylemler yapmaktadır. Amerika ve batası Batı da Rusya’nın bu hırçınlığına çanak tutmakta, ancak iyi polis rölü ile… Tabii ki, Rusya’ da kötü polis….
Peki… Rusya bu karmaşa da başarılı olacak mı? Ne gezer… SSCB, nasıl Afganistan’a saldırıp orada boğulup dağılmış ise, Rusya’da Suriye’de batıp dağılacaktır.
Yeni Türkiye’nin kuruluşuna Batası Batı ve Rusya farkında olmadan katkı sunmaktadır. İnşallah…

6 views