Recent Posts

Kılınçtaroğlu hapse girerse kim kurtarır…?

kılınçtaroğlu Neden Yürüyor…?Onunla birlikte yürüyen bazıları kim…? CHP genel Başkanı Ankara’dan İstanbul’a yürüdü. Maltepe Meydanında da miting yaparak yürüyüşünü tamamladı. Yasal çerçevede bu yürüyüşe kimsenin bir diyeceği yok. Demokratik bir ülkede hirkis hukuka aykırı olmamak kaydı ile yürüyebilir. Kılınçtaroğlu’nun yürüyüşü hukuki mi ? Hayır. Cünkü izin alınmamış. Adam diyor ki, ben yürürüm arkadaş, anamuhalefet lideriyim. Hele önüme bir geçin, gök kubbeyi başınıza geçiririm. İlgililerde, ne yapsın aman hır çıkmasın diye, yürüttüler Peki niye yürüdü…? Rivayet muhtelif. Adam partisinde sıkıntılı, 7 seçimdir başanrılı olamıyor. Hatta başarılı olamazsam siyaseti bırakırım diyor, ama bırakamıyorda. Niye…? iradesi kendi elindi değilmiş… Basına yansıyan söylentiye göre FETÖ, NATO, ABD, şişşşşt nereye…? gidemezsin diyorlarmış. Yani adamın o partinin başında durmayya da, pişikin pişkin yalanları söylemeyede, yürümeyede eil mahkum muş…
Kılınçtaroğlunu güya yürütenlerin bir amacı varmış: Bu yürüyüşten gezi benzeri bir kalkışma çıkartarak, Tayyip beyi devirmek, ülkeyi ele geçirmek miş, Böyle bir şey yapamazlarsa dahi iç çatışma çıkartıp, güya dış güçleri davet ederek, ülkemizi işgal ettirmekmiş. Ama bu olmadı… Yapamadılar. Bu tezgahı kuracak olan zevat Büyük Adada kıskıvrak yakalandılar.
Bir başka söylentiye göre de meşhur MİT TIRları hadisesinde, Vatan haini olarak suçlu bulunup içeri atılan ve 25 yıl gün giyen ENisBerberoğlu’na Cumhuriyet Gazetesinde yayımlanan o tırlardaki silahları görüntüleyen flaş disketi verende CHP lideri Kemal bey miş… yani kemal Enis’e Enis Can’a vermiş ve Can’da gazetede yayımlanmış. Şimdi, bizim Kemal uyanık adam, Enis’e belgeleri Can’a götürmesi için vermiş, aradanda çekilmiş. Peki… Ya şimdi Enis, arkadaş bunu bana Kemal verdi, benim suçum ne ki…? derse ,bizim kemal ne yapacak…? İşte, Enis’in çenesini tutması için, bak arkadaş ben bu yürüyüşü yapıyorum, seni mutlaka dışarıya çıkartacağım, sakın konuşma demek için bu yürüşüşü yapıyormuş… Yani bu iş Kemal bey için çok karanlık görünüyor.Kemal bey sen vatan hainliğinden Enis’in yerine içeriye girebilirsin… Enis’te topu topu 1 yıl yatar… Hatta cezası da HAGB tan 5 yıl ertelenebilir.İşte Kemal kodesin korkusundan yürüyormuş…Ah Kemal bey, o zaman seni FETO’da kurtaramaz. Onun hakimleride himmete muhtaç dede…
Peki, yürüyenlere bakalım mı…? kimi arasan var…Aşağı yukarı tüm terör örgütlerinin elemanları.. Kemal beyin bunlarla işi ne…?Yoksa kemal, teröristleri hep mi koruyor…? çok geri ta… öğrencilik yıllarına gitmeyelim…. Kemel beyin SSK Genel Müdürünoeki iş ve işlemyleri ortada . İddialara göre bir çok terörist varsa SSK ya memur ve işçi olarak müdürlüge almış. Daha kimler yürüyor…,himmetle hapisten çıkarılan,milli Kürt, Ahmet TÜRK,HDP liler, PKK lılar, Alisiz Aleviler,FETÖ yandaşları, eski yeni CHP Milletvekilleri, mesela her şeye limon olan Mahmut Tanal,İrancı Eren Erdem( yeni öğrendim, o da alevi imiş, bu arada ben alevi kandeşlerimi hiç bir zaman yadsımıyorum, onlarda benim din kardeşimdir. benim derdim Almanya maşası Alisizler)dir)
gezide yaptıkları gibi para ile adam yürütüldü mü bilmiyorum…? Inşaallah olmamıştır.
Peki ne oldu yani…? Kim ne kazandı…? Hiiiç… Kemal beyin derdi başka, Meral’in derdi başka, başkalarının derdi başka,dışardakilerin başka… Bu başkalardan bir baş çıkarmı….? Onlar çıkarmak istiyorlar ama çıkmaz…. Hani Hayır blogunu diri tutup, 2019 da seçim kazanmak sevdası içindeler ya… Olmaz… Olamaz…. Maltepe meydanı topu topu 200 bin kişi alır, onuda 81 vilayet, istanbul’un tüm ilçelerinden toplayamadılar..? Resmi rakamlara göre 175 bin kişi anca varmış…Sonra hayırların içinde çok milliyetçi muhafazakan oylar var… Evetçiler refarandumda, değişiklikleri tam anlatamadılar… Halk artık anladı 2019 a kadar daha da anlayacak…Kemal bey sen 8 . yenilgine de hazır ol… Bu millet sizin zihniyete oy ve iktidar vermez….Yürüyün… Demirel’in dediği gibi yşollar yürümekle aşınmaz….

4 views

Ayşe, Ahmet ,Ali, Fatma ,,,,gibi,eski isimlerimizi neden yaşatmıyoruz…?

Değerli okurlarım,hiç dikkat ettinizmi…? son 15-20 yıldır ülkemizde doğan çocuklarımıza nasıl isimler veriliyor…? Eski isimler yerine neden belki de anlamı olmayan hatta anlamı abes olan isimler konuyor…? Bu isimlerin içinde Kura-ı Kerimden seçilen ve anlamı belki deiyi olmayan isimlerde olabiliyor..
Gençler anne ve babalarının isimlerini sırf onları onure etmek için çocuğunun birinci ismi olark verip, esas kendi istediği ve güya yeni isimleri koyuyorlar…? Mesala ,gençin baba adı Musa, oğlunun birinci adı Musa ama ikinci ada kaan, ve günlük hayatta çocuk hep Kaan olark çağrılıyor. Musa sadece kağıt üzerinde. Aynı şekilde gençin annesinin adı Ayşe, kızının adı Ayşe Adal, ve günlük hayatta kız hep Adal olarak çağrılıyor…
Şimdi, bazı okurlarım ne var bunda diyebilir. Çok şey var, çok… Bazı odaklar bu furyayı başlatanlar, farkında olmadan milletimizi kültür erozyonu uygulamak istiyorlar. Eski kültürümüzden bizi uzaklaştırmak derdindeler.Bu emperyal bir oyunda olabilir.On yıllar sonra, 2-3-4 nesil geçince gençlerin anne ve babaların adları, Musa, Ali, Mehmet, Ayşe Fatma, zeynep v,s yerine Kaan, Boğaç, adal, Çile, Ebrar,Melis, melise v.s olacak. Bu defa birinci isimler bu yeni adlardan, ikinci isimlerde yeni isimlerden olacak. Peki, Kültürümüzde, özelliklede İslami değerlerimizde önemli olan, Ali, Mehmet Hasan Hüseyin, Ayşe, Fatma, Zeynep ne olacak…? Unutulup gidecek…
Elbette, şu anda yeni isim taşıyan kardeşlerime, saygı duyuyuorum.Herkes yuzkızartıcı olmamak üzere istediği ismi de taşıyabilir. Ancak yukarıdaki gerçeğide göz ardı edemeyiz. Millet olarak değerlerimize, kültürümüze sahip çıkmak zorundayız.Eski isimlerle çocuklarımızı isimlendirelim ki, bu isimler geleceğe taşınsın… Kültürümüz de…

5 views

Batıdan gelen fikri yapı neler yaptı…

Osmanlının son 40 yılına Selanik şehri damga vurmuştur. Osmanlı’yı yıkan kadro ya orada doğmuş, yada bir biçimde orada bulunmuştur. O zamanki Selanik nüfus yapısı içerisinde,Yahudi kökenli Sebatayistler çoğunluktadır. Osmanlı bürokrasisine de İttihat ve Terakki hakim olduktan hele hele siyasette de etkin olduktan sonra, Cumhuriyet kurulana kadar, Balkanlar dışından devletin kademelerine yükselen Anadolu insanı, İttihat ve Terakki çetesi tarafından yavaş yavaş tasfiye edilmiş, Anadolu gençliği de savaşlarda tükenmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarından itibarende, başta Selanikten olmak üzere, Balkanlardan okumuş- yazmış balkanlılar Anadolu’ya göç etmiştir. 1924 mübadelesi ile bu göç hızlanmıştır. Gelen bu takım devletin önemli kademelerini ve kilit noktalarını işgal etmişlerdir. bunlar sadece kendilerini getirmemişler fikri yapılarını da getirmişlerdir. Bu fikri yapı da Anadolu insanının değerlerine ters, Türk örf ve adetinden, islamdan uzak, içi boş bir din anlayışı ile bezeli bir fikri yapıdır. Bu yapıyı korumak vegeliştirmek içinde Türkiye’ye özgü bir laiklik geliştirilmiş, bu laikliğin üzerinede Atatürk giydirilmiş, Atatürk’ün üzerine de Atatürk’ü koruma kanunu örtülmüştür.Bu olanların bir çouğu Atatürk’e rağmen bu fikri yapıyı getirip geliştirenler tarafından uyguyamaya konulmuştur. Atatürk, İnönü ile 33 derece Mason olduğu söylenen Celal Bayar tarafından 932 den sonra adeta Çankaya’ya hapsedilmiştir. İlginçtir, Atatürk’ü koruma kanunu da Bayar tarafından1950 den sonra getirilmiştir.
Bu fikri yapı, tabiki dış desteklidir. Özellikle de Yahudi sermayesi ve Batılılar bu yapının destekçileridir. O zamanki Türkiye’nin fakirliği de düşünüldüğünde, adeta Batı sömürgesi halindedir. Bu halden ülkeyi kurtarmak isteyen ne kadar milli ve yerli yönetici geldi ise, hepsi de bir biçimde bu fikri yapıyı kuran kollayan devamini sağlayan, iç ve dış destekciler tarafından yok edilmiştir. Örnek mi… Osmanlı son dönemindeki,Milli olan Padişahlardan Abdülaziz öldürüldü, 2. Adülhamit görevden uzaklaştırıldı, Assla hin olduğunu kabul etmediğim Vahdettin Han sürüldü, Atatürk, ( o da öldürüldü),Menderes, Özal, Muhsin Yazıcıoğlu öldürülmüşler, Erbakan’da tasfiye edilmiştir.Şikdi ise Erdoğan tasfiye edilmek istenmektedir.Allah korusun..
Bu yapıyı yazılarımızla halkımız iyi anlasın diye hep anlattık. Anlatmaya da devam edeceğiz. Çünki bu yapı sırf Türk milletinin başının belası değil, aynı zamanda Muhammed ümmetinin de baş belasıdır.Esasen burada esas hedef ümmettir dolayısı ile de İslamdır. Gerisi hep boş laf… laga luga…
Türk milleti Allahı’ın izni ile İslam’ın ve ümmetin lideri olup yüz yıllardırİslam kılıçtarlığı yaptığı içinde, kozlarını Türk Milleti ve onun ayakta kalan tek devleti olan Türkiye Cumhuriyeti ile paylaşmak. istemektedirler. 1699 yılında karlofça antlaşması ile boğazımıza geçirilen kölelik ipinin, Lozan Antlaşması ile dahada sağlamlaştırdıkları için,yaklaşık 300 yşıldır olar efendi Türk Milleti Köle, faiz, döviz, enflasyon oyunları ile bu milletin kazançlarını, boğazdaki 5000 özel ve tüzel kişi ve arkasındaki dış güçler sömürüyor, millette inim inim inliyordu. Ak Parti ve onun lideri Tayyip bey sayesinde sömürü çarkları birer birer kırıldı, millet rahatladı, hayal gibi görnünen yatırımlar yapılmaya başladı. Türkiye ayağa kalktı, ümmetin umudu oldu. Vaaaay… sen misin diyorlar, çarkımıza çomak sokan… Ölümlerden ölüm beğen…. Üstüne üstlük birde Batı’ya bağımlılığın çıkarılp atılması, tam bağımsızlık girişimi olan, referandum olayı, siyonist Haçlı ittifakını çileden çıkardı…,
Ulan yamyam , kan emiçi katil Batı…, ve onların efendileri Siyonistler ,içerideki işbirlikçileri… çıldırın, patlayın, çatlayın, en güçlü silahlarınızla gelin üstümüze, ne yaparsanız yapın, ama şunu iyi bilin, en güçlü silah imanlı insandır, o da ümmette çok var, ve Allah nurunu tamamlayacaktır. Bu Allahın vadidir….Allah bize yeter….

4 views

CHP doğurmayacak mı…? ,doğuracak… Ebesi kim olacak…?

CHP bu gidişle doğuracak. Üst akıl malum bir kaset operasyonu ile, Deniz Baykal’ı uzaklaştırıp,Dersimli Kemal Kılıçdaroğlu’nu Chp’nin başına getirdi.Neden Kemal bey,,,? Üst akılın gayesi ne…? Dünyayı yöneten üst akıl, ezelden beridir ülkemizi ırki anlamda bölmek istediği gibi ,Alevi kardeşlerimiz üzerinden dini bazda da bölmek için planlar yapıyor.
Irkı anlamda bölmek için yaptığı planlarını iki yüzyıldır uyguluyor. Otuz iki yıldır da bu işin silahlı bölümü sahnede… PKK kalkışması, kaçıncı kalkışma tarih yazmaktadır…?Son çatışmalardaki öne çıkan veriler gösteriyor ki, sahada çatışan teröristlerden çoğunluğu  kripto Ermeni… Tabii ki çok az da kandırılmış Kürt çocukları da var. Allah onlara hidayet versin. İddialara göre ( Kadir Mısıroğlu, v.s) PKK nın Kandil’deki yöneticisi konumundaki terör baronlarından, Murat Karayılan dışında, tümü de kripto Ermenidir. Suriyeli Bahoz Erdal dahil…
Üst akıl, Türkiye’ye ikinci bir cephe azmak için, bu defa hazırladıkları ikinci planlarını da uygulamaya soktular. Aleviler üzerinden bölücülük …Bunun içinde kriptoları devreye soktular. Bu anlamda hedefe varmak içinde öncelikle bir siyasi partiye ihtiyaç duydular.
Açıktan bir Ermeni veya Alevi partisi kuramayacaklarına , kursalar da oy alamayacaklarına göre,bir partiyi ele geçirerek gerekir.Bu parti de elbette Alevilerin çoğunluğunun oy verdiği CHP olmuştur. Dersimli  Alevi Kemal’in bu amaçla CHP’nin başına getirildiğini iddia edenler son günlerde yoğunluktadır.
Maalesef, Dersimli Kemal’in, parti içindeki uygulamaları da üst aklın bu düşüncesine hizmet eder durumdadır. Bu gün CHP li millet vekillerinin 87 tanesinin , parti delegelerinin ve teşkilatlarının da %80 inin Alevi olduğu söylenmektedir.
Burada bir durumu izaha ihtiyaç var. Gerçek Alevi kardeşlerimiz başımızın üstüne… Üst aklın emeline hizmet için gayret gösteren Aleviler , yukarıda da bahsedildiği gibi ,maalesef, kripto Alevilerdir. Yani, gerçekte Ermeni- Hristiyan olduğu halde, Alevi kimliği ile Müslüman görünen kişilerdir.
Değerli okurlarım, görüyorsunuz ki, üst akıl, ülkemizi bölmek, huzursuz etmek için, ikinci cepheyi de Alevi görünen Ermeniler eli ile din üzerinden açmaktadır. İkinci cephe, inanca yönelik olduğundan , birinci cepheden çok daha tehlikelidir.
PKK’nın partisi malum HDP,,, ikinci cephenin partisi bu gidişle CHP mi olacak …? Evet olacak… Çünkü , CHP yi Dersimli Kemal’in elinden almak pek de kolay olmayacak. Dokunulmazlığı kaldırılacak olan Kemal bey, hukuki olarak CHP’nin başından gitmek zorunda kalırsa da, yerine mutlaka bir Aleviyi bulup koyacaktır. CHP’nin %80 delegesi, parti teşkilatları Alevi iken, hemde çoğunluğu kripto alevi iken, bu partiyi başkalarının ele geçirmesi çok zor… Hatta imkansızdır…
Peki ne olacak…? CHP li ulusalcılar, Kemalistler, klasik solcular ne yapacak….?.. Dersimli Kemal’e boyun mu eğecekler…?Hayır…
O halde, yapılacak iş, CHP’ yi doğurtmak… Bu doğumun ebesi kim…? Dersimli Kemal bey… Bu arada, CHP yöneticileri arasında kriptio var mı, Milletvekillerinin kaçı kripto ben bilmiyorum.Söylentiler muhtelif…İnşallah azdır. Bildiğim, Kemal bey’in  Alevi olduğudur.
CHP’nin Alevi partisi olmasını hazmedemeyen CHP liler, ayrılıp yeni bir parti kuracaklar. Hem de kısa sürede kurmalılar. Çünkü ,şu andaki CHP ‘de kongre isteyen CHP li başkan adaylarının şansı maalesef yukarıda anlattığımız şekilde yok.
Ancak Alevi olmayan CHP liler yeni parti kurduklarında çok üzülmeli… CHP’nin Atatürk’ün kurduğu parti olma gibi manevi mirası ile o kadar mal varlığı, İş Bankası ortaklıkları diğer maddi imkanlar vs. tabii ki, CHP tüzel kişiliğinin, yani CHP de kalanların olacaktır… Ama başka da çare yok…
Peki, o durumda, CHP Dersimli Kemal eli ile bu şekilde doğurtulup ,bölündüğünde, CHP, barajı geçer mi….? Hayır… Hayır…. Hayır. Kripto olmayan Alevi kardeşlerimin çoğunluğu bile buna izin vermez.Vermemeli… Bir olalım, iri olalım, diri olalım… Ümmetten olalım…

5 views

Biliyorum bazıları kızacak, ama bunlar gerçek…

Yakın tarihimizin çarpıtılmış ,karartılmış olaylarından biride Şeyh Sait İsyanıdır. Kemalist kafa onu da çarpıtmış, kendi emellerine hizmet edecek şekilde bu isyanı KÜRT İSYANI olarak gerçek olmayan tarihimize kaydetmesini başarmıştır.Oysa, gerçekte bu isyan kesinlikle Kürt isyanı değildir. Milli Mücadele öncesinde, hatta sonrasında bir takım Kürt aydınlar, bağımsız Kürdistan amacı ile Kürt Teali Cemiyeti gibi dernekler kurmuşlarsa da, diğer Kürt aydınlarının çoğunluğu, bu ayrılma fikrine sıcak bakmamışlar, Milli Mücadele sırasında ümmetin diğer milletlerinde olduğu gibi, Milli Mücadeleye destek vermişler, Erzurum, Sivas kongrelerine katılmışlar, TBMM sinde temsil edilmişler vatanın kurtulması için ellerinden geleni yapmışlardır. Bunların en önemlilerinden biriside Dersim (Tunceli) Mebusu DİYAP AĞA’dır. Yunan orduları Polatlı’da geldiğinde Ankara’daki meclisin Sivas’a taşınması istendiğinde, ilk karşı çıkanların başında Diyap Ağa olmuştur. Okuma yazma bile bilmeyen bu aşiret ağası ,Kürsüye çıkmış, bu düşüncenin kabul edilemeyeceğini bağıra bağıra anlatmış, ben gitmiyorum demiştir.
Lozan konferansında, İngiliz ve Fransızlar, Anadolu’nun doğusunda, bağımsız bir Kürdistan kurulması, bu mümkün olmaz ise Kürtlerin azınlık sayılması  fikrini ortaya atınca, Anadolu’da Kürt Aydınlar, Ümmetin hiç bir kavminin azınlık sayılamayacağını, belirten telgraflarını, konferansa çekmişlerdir. Sonuçta, Lozan barış anlaşması ile, Anadolu’da ne bir bağımsız Kürdistan kurulmuş, ne de Kürt kardeşlerimiz, azınlık sayılmıştır. Bu sonuçta Kürt Aydınlarının büyük katkısı vardır. Bu aydınların başında da Said-i Nursi ve Şeyh Sait vardır.
Şeyh Sait, babadan gelme ilim meclislerinde eğitilmiş, bir fakihtir. Aynı zamanda babasından el alan Nakşibendi Tarikatının şeyhidir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da bilinen, sayılan ve sevilen bir zattır.
Cumhuriyet kurulduktan sonra, Lozan Anlaşmasının gizli maddeleri gereği, Cumhuriyeti kuran irade, saltanatı ve Halifeliği kaldırmış, harf inkılabı, medreselerin kaldırılması, hukukta yapılan değişikler gibi ,bir takım inkılaplar gerçekleştirmiş, bu nedenle de ülkede dine karşı soğuk bir hava esmeye başlamıştır. Bu hal, tüm ülkede,özellikle ,Doğu ve Güney Doğu Anadolu da hoşnutsuzluk yapmıştır. Tabi  ki, tüm hayatı İslami düşünceye göre düzenlenmiş,Şeyh Sait, bu durumdan fevkalade rahatsız olmuştur. bu rahatsızlığını, kendi gibi rahatsızlık duyan, şeyhlere, aşiret ağalarına yazdığı mektuplarda ve risalelerde açıkça belirtmiştir. Kendisinin düşüncesini desteleyen, bölgenin ileri gelenleri de olmuştur. Bu rahatsızlıklar o noktaya gelmiştir ki, bir kıvılcım ile alev alacak bir hal almıştır. O kıvılcım da, bulunmuştur.
Bir düğün meclisinden, bir şüpheli almaya gelen jandarmaların, tutum ve davranışları, düğün ahalisini rahatsız etmiştir. Şeyh Sait “evlatlarım, o kişileri bensize teslim edeceğim, şimdi şu düğünün huzurunu kaçırmayın, kendi ellerimle getireceğim” demesine rağmen, jandarmaların bu talebi dinlemeyip, illa biz şimdi girip o kişileri alacağız demeleri ve, Şeyh Sait’in müritleri ile, jandarmaların kavga etmeleri, kıvılcımı çakmıştır. 13.02 1925 tarihinde , Piran’da başlayan bu kavga isyana dönüşmüş isyancılar kısa zamanda çok yerleşim merkezini ele geçirmiştir.
Hükümetin başbakanı, Ali Fethi beydir. Başbakan olaylara basit birer asayişsizlik gibi bakmış, ancak durumun vahametini gören Atatürk, Fethi beyi başbakanlıktan azil ederek yerine İsmet İnönü’yü getirmiştir. Esasen, dine karşı davranışlar sergileyen yönetime karşı olan, Milli Mücadelenin , Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy Rauf bey gibi bazı önemli komutanları,
Terakki Perver Cumhuriyet Fırkasını kurmuşlar, bu fırkanın tüzüğünün 5. maddesine de,” fırkamız, dine ve dini duygulara hürmetkardır ” yazmışlardır. Uygulamada da dine saygılı olmaya özen göstermişlerdir. Bunların bu tutumu, halk nezlinde çok revaç bulmuş, kısa zamanda bu fırka taraftar toplamıştır.
Bu fırkanın, bu hali ve halkın ona yaklaşımı başta Atatürk ve İnönü olmak üzere hükümette olan Cumhuriyet Halk Fırkasını kaygılandırmış, yöneticiler,TPCF’nın Şeyh Sait İsyanını desteklediğine de karar vermişlerdir.
İnönü, iktidar olur olmaz, “Takrir-i Sükun” kanununu çıkarmış, biri Ankara diğeri Diyarbakır’da olmak üzere iki adet İstiklal Mahkemesi kurmuştur.
Sonuçta, Şeyh Sait kuvvetleri üzerine düzenli ordular gönderilmiş,isyan bastırılmıştır. Şeyh Sait ve isyanın önde gelenleri İstiklal Mahkemelerinde yargılanmış, ve bir çoğu da asılmıştır.Mahkeme zabıtlarında başta Şeyh Sait olmak üzere, asılanlar ve dinlenen tanıklar, esas gayelerinin, dine karşı olan yönetime, dine dönüşü sağlatmak için, yani ” dini mübini İslam’ı geri getirmek için, bu kalkışmayı yaptıklarını söylemişlerse de , bu söylemler revaç bulmamış,yanı dinlenmemiş, olay bir Kürt Ayaklanması olarak lanse edilmiştir.Burada, yönetimin amacı, inkılaplarını ayakta tutabilmektir. Şeyh Sait, din için ayaklandı ve bizde onu astık deseler, bunu halka anlatamazlar. Ancak, Şeyh Sait kürtlük için ayaklandı dediler mi…?Halk , hatta Kürtler bile Şeyh Sait’i lanetlerler. Yıllarca olduğu gibi. E… Bir gün huzuru ilahide, İstiklal Mahkemelerinde değil, gerçek Mahkemede bu hesaplar bir kez daha görülecek elbet…Görülecek… O mahkemede sanık olacaklara acıyalım mı?

11 views

Ali’sizler yani Kripto Aleviler , keferelerle el ele neler yapıyorlar….

Alevilik, İslam Dininin farklı bir yorumu, bir meşrebidir. Tasavvufi yönü ağır basar. Gerçek Alevi kardeşlerimizin bu inanç sistemine saygı duyuyoruz. Esasen tüm inanç sistemlerine saygı duymamız gereklidir. Müslüman olarak bizim görevimiz sadece tebliğdir. Gerisi Mevlanın işidir.Biz karışamayız.Mevla ne diyor….” Leküm diniküm vel yedin…”, Yani “senin dinin sana benim dinim bana..”
Birde kripto aleviler var….
Kripto aleviler… Yani, bir başka dine mensup iken, sonradan İslam Dinini ve ona ait Alevi meşrebini seçmiş görünen  ancak gerçekte böyle bir seçimi özde yapmayan ve eski inanç sistemi gizli gizli yaşayan kişilere kripto aleviler denir. Bir örnek verelim. Mesela, kişi Hristiyan, ancak İslam ve onun meşrebi olan aleviliği seçtim diyor. Ancak gizli gizlide eski dinini yaşıyor. İşte bu kişi kripto Alevidir. Hristiyan Kripto aleviler olduğu gibi pek tabi Musevi kripto Aleviler de vardır.
Eskiden de var olan bu Kripto Aleviler genelde 1924 yılında gerçekleştirilen, mübadele ( nüfus değişimi) olayı sırasında, yani, Anadolu’da ki, Rum, Musevi, Ermeni ahali ile, Balkanlardaki, Müslüman ahalinin değişimi sırasında çoğalmışlar.
Nasıl mı? Mesela, Anadolu’nun herhangi bir ilinde yaşayan gayrimüslim aile veya kişi, mübadele ile bulunduğu yerden Avrupa devletlerine gitmesi mecbur edildiğinde, gitmemenin tek yolu da din değiştirmesi seçeneği ise, bu kişi veya aile, gidip müftülükte şehadet getirerek din değiştirdiler ve güya İslam oldular. Sonrasında da.. İslamın Sünni yorumunu yaşamadıkları görüldüğünde ve sebebi sorulduğunda da, biz Alevi olduk dediler. Ama özde ne İslam’ı seçtiler ne de Aleviliği… Yani takiye yaptılar. Amaçları yerinden, evinden, yurdundan gitmemek için başvurulan bir yolla Anadolu’da kalmaktı ve öyle de oldu.
Olayı bir örnekle somutlaştırırsak. Van’da çiftliğinde yaşayan ve ticaret yapan Ermeni Hırant, hadi mübadele olacaksın, hazırlan dendiğinde gidip müftülüğe şahadet getirip, güya müslüman olup, Hamdi ismini alır. Ancak, zaman içinde ne namaz, ne oruç ne  zekat ne de hac.. İslam’ın hiç bir ibadetini yapmadığı görülür ve kendisine Hamdi sen Müslüman oldun ya , hani icraatları diye kendisine sorulur.Hamdi’de ben Alevi Müslümanım deyip bu mahalle baskısından kurtulur. Tabii ki, Hamdi görünürde Hamdi ama esasta hala Hıranttır. Böyle binlerce aile ve on binlerce kripto insan Anadolu’da kalır…
Eee… Ne olmuş mu diyorsunuz? Bu kriptolar neler yapmamış ki… Bu milletin aleyhine olan her kötü işte bunlar iş başında olmuşlardır. Tüm marksist örgütlerin kurucuları ve ele başları bunlardır. Son PKK  kalkışması ve öncesinde tüm Kürt isyanlarında, en küçük olayları büyüterek isyan halinde getiren bunlardır. Şu anda, PKK terör örgütü ve HDP yönetiminde bunlar etkindir… Bu gün Doğu ve Güneydoğu olaylarında. Kürt kardeşlerimize zulüm edenler de bunlar ve bunların çocuklarıdır. Kürdü, Türk’ten ayırmak isteyenlere maşalık yapanlar,Ülkemizin gerek maddi ve gerekse insan kaynaklarını heba edenlerde bunlardır.
Tabi  ortakları da çok. Ülkemizin yönetiminde, bürokrasisi de köşe başı tutmuş, 1924 mübadelesi ile Selanikten gelen Sebataylar ve Siyonistler… Türkü ve Kürdü ile aziz Türk Milletinin 150 yıllık kavgası bunlarladır.

11 views

Montrö boğazlar anlaşması ve Kanal İstanbul ve Kötü polis Rusya…iyi polis kim…?

Her ne kadar ülkelerimizin coğrafyaları bitişik olsa , uzun süre aynı sınırları paylaşsak da, Türk Milleti ile Rus Milleti tarih içinde hep yarış içinde olmuştur. Rusya hayali olan sıcak denizlere tam olarak inememiş,Türk Milleti de son iki yüz yıldır dünya düzeninde etkin olamamıştır . Özellikle cumhuriyetle birlikte, başımıza örülen çorapları çıkarmak için hep gayret içinde olmuştur. SSCB ‘ nin dağılması ve son on üç yılın istikrarı,  ekonomik gelişmesi, Türk Milleti önüne yeni ufuklar sermiş, hayalimizde olan yeni projelerin gerçekleştirilmesinin yolunu açmıştır. Marmaray, üçüncü köprü, İstanbul’a yeni hava alanı ve en önemlisi de Kanal İstanbul… Yeni hava alanı nasıl Almanları kızdırmış ise, Kanal İstanbul’da diğer milletlerden daha çok Rusları kızdırmıştır. Kanal İstanbul’un devreye girmesi ile, boğazlar rejimi ve onu düzenleyen Montrö anlaşması bay-pas edilecektir. Bu durumda da Ruslar sıcak denizlere inemez olacaktır. Nasıl olacak anlatalım….
Montrö anlaşmasında,” Karadeniz’den Akdeniz’e deniz yolu ile gitmek için başka alternatif olmadığı için, böyle bir anlaşma rejiminin düzenlendiği “belirtilmektedir. Yani bir alternatif olsa o anlaşma rejimine uyulmayabilecektir. O halde, Türkiye, sırf bunun için Kanal İstanbul’u yapıp ,uluslar arası deniz ulaşımına sokarken, boğazları devreden çıkaracak ve dolayısı ile Türkiye Montrö anlaşmasındaki bu mecburiyet ifadesini kullanarak ,boğazlardan geçme alternatifi bulundu ,  boğazlardan geçiş  boğaz kıyıları için çok tehlikeli oldu diye, uluslar arası anlaşmadaki bu ifadeden yararlanarak  devrede olan boğazlar rejiminini  devre dışı bırakacaktır.
Bununla da,Kanal İstanbul’dan geçiş rejimini de kendi belirleyeceğinden Karadeniz – Akdeniz ulaşımı tamamen Türkiye’nin inisiyatifinde olacaktır.
Yani… Rusların Akdeniz’e, sıcak denizlere inmesi Türkiye’nin elinde olacaktır.
Rusya ,ne yapıp edip Kanal İstanbul yapılıp bitirilmeden Suriye karmaşasında bir an önce sıcak denizlere inmek, inmeyi kalıcı kılmak için politikalar geliştirmekte ve eylemler yapmaktadır. Amerika ve batası Batı da Rusya’nın bu hırçınlığına çanak tutmakta, ancak iyi polis rölü ile… Tabii ki, Rusya’ da kötü polis….
Peki… Rusya bu karmaşa da başarılı olacak mı? Ne gezer… SSCB, nasıl Afganistan’a saldırıp orada boğulup dağılmış ise, Rusya’da Suriye’de batıp dağılacaktır.
Yeni Türkiye’nin kuruluşuna Batası Batı ve Rusya farkında olmadan katkı sunmaktadır. İnşallah…

3 views

Konya’nın dev adamı Ahmet Sorgun Milletvekili oluyor.

25 yıldır tanıdığım dostum Ahmet Sorgun… Tam anlamı ile hayatının hen anını Allah’ın rızasını kazanmak için yaşayan bir kişi. Allah rızası onun için tüm rütbelerin üstünde.Dünya malına, zenginliğe,paraya hiç bir zaman değer vermemiş bir gönül eri.Görev istememiş, ona hep görev verilmiş. Aldığı tüm görevlerde de daima başarılı olmuş çalışkan bir insan.
Bir köy çocuğu çocukluğu ve gençliği zenginlik içinde geçmeyen, hep aşağıdakilere bakıp haline şükreden, çok mütevazi kişiliği ile herkesin oğlu , yeğeni, arkadaşı,abisi ,kardeşi…
Ortaokul yıllarında başladığı davasına hiç ara vermeden bu günlere gelen dava adamı. Cemiyetçi kişiliği ile sorun üreten değil sorun çözen bir kişilik..
İhlasla davasına hizmet eden kişilerin Yaratan devamlı önünü açar. Ahmet beyde sürekli ihlaslı ve tevekküllü olmuş biri. Yaratan da ona mükafatını beklemediği görevleri ihsan ederek verdi. Şimdi o Konya’dan milletvekili  adayı… Seçilebilecek bir yerden. Yani kesin milletvekili olacak. Hayırlı olsun.
Ben Ahmet beyin, milletvekilliğini de layığı ile başarabileceğine inanıyorum. Çünkü onun kişiliği başarısızlığı kabul etmez.Güç görevlerin adamı o… Cüssesi küçük ama cürmü her zaman büyük olmuş bir dev…. Konya’ya hizmet ederek isim bırakacağına inanıyorum.
Ahmet bey sıradan bir milletvekili olamaz. Mutlaka ayrıcalığı olacaktır.Konyalıların Ahmet Sorgun’a sahip çıkmasını istiyorum. Dilerim onu bakan olarak da görürüz.Başarılar…

17 views

Bülent Arınç’ın özgül ağırlığına ne oldu ki…?

Bülent Arınç abi… Yanlışlar içindesin… Davamıza zarar veriyorsun…Kendince hangi mazeretleri üretirsen üret,eneni tatmin etmeye çalış,bunun sebebini Türk kamuoyu iyi biliyor. Abi sende biliyorsun ki bu dava bir çınar , dava düşmanları bu çınara zarar vermek için canhıraş çalışırken, sana ne oluyor ki, elinde balta çınarın sallanması için balta sallıyorsun.Sende biliyorsun ki, çınara salladığın baltanın sapıda bu çınarın bir dalından… Anladın herhalde ne demek istediğimi…
2 Şubat 2012 MİT olayından sonra, gezi olayı sürecindeki tutumun, Paralel yapı ile yapılan mücadeledeki ikircikli tavrın, ülke düşmanları davamıza sembol olmuş AK Parti ve onun Kurucu Genel Başkanı Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a olan saldırıları göz önünde iken” önceleri bizdik, şimdi ben olduk” bize Troyika diyorlardı ,ya şimdi …Gibi kendinin ön planda olması durumlarını özleyiş içinde olmanız, açıkça sayın Cumhurbaşkanına cephe alıp ,ayrışmanız, ben başkayım, benim özgül ağırlığm farklı deyip payelenmeniz ,milletin gözünden kaçmıyor…
Önemli meselelerde davanın zararına olarak,farklı düşüncelere girip, kendinize göre, dava düşmanlarının ekmeğine yağ süren açıklamalarınız neyin nesi ? Bu açıklamaları yapmak zorunda mısın? 6 Haziran öncesi, Melih Gökçek ile tartışmaya girmeniz ” 7 Haziranda bazı açıklamalarım olacak” demeniz AK Partiye ne kadar puan kaybettirdi biliyor musunuz ? Şimdilerde de,’ CHP ile koalisyon kurulabilirdi, başbakan da bunun olması için uğraştı ama, olmadı.’  gibi cümleler kurarak, zaten kafasına sinek konsa, ayağına taş takılsa cumhurbaşkanından bilen ve CHP ile koalisyonu cumhurbaşkanının kurdurmadığını özellikle, seçim malzemesi yapmak isteyen güruha malzeme vermen neyin nesi… Ak Parti tabanının CHP ile koalisyonu istemediğini, CHP ile koalisyon kurulsa, CHP li bakanların asılsız yolsuzluk iddiaları ile, şer medyasını da arkasına alarak Ak Partiye neler yapacağını en iyi sen biliyorken söyle bir açıklamayı nasıl yaparsın ? Ayrıca başbakanda CHP ile neden koalisyonun kurulamadığını samimi olarak açıklamışken  böylesi söylemler kullanıyorsun.Senin amacın ne?  Ülke düşmanları, cumhurbaşkanı ile başbakanın arasına nifak sokmak istiyor. Ya sen ? “Cumhurbaşkanı liderlik özelliklerini taşıyor ve o bizim kaderimiz  ama başbakanda da aynı özellikler var o da lider özellikleri taşıyor “gibi cümlelerinizle sizde nifakçı değil misiniz ? Ülke böyle bir durumda iken ülke yöneticilerinin arasına nifak girerse, bundan ülke zarar görmez mi Bülent abi… Sen bunu mu istiyorsun ? Senin ve Abdullah Gül’ün gezi olayları sırasındaki aciz tutumunuz belli iken, sayın Gül’ü göklere çıkarıp, beceri ve kabiliyeti dünyaca malum olmuş Tayyip beyi eleştirmeniz, sizin haddiniz mi? Bülent abi sen ve Abdullah Gül bir yerlere gelmişseniz bilin ki, Tayyip bey sayesinde geldiniz.Farklı ne özellikleriniz var? Mesela senin “hatipliğin” dışında ne özelliğin temayyüz etmiş ? Bilmiyoruz . Haddinizi bilin! Millette benim gibi düşünüyor. Aksini düşünüyorsanız, çıkın ortaya görün halinizi. Örnekler ortada… Erkan Mumcu,Abdüllatif Şener… Onları da özgül ağırlığımız farklı diye ortaya sürmüşlerdi. Onlar şimdi ne yapıyorlar ki ?Onları şimdi hatırlayan kaç kişi var? Unutulup gittiler. Seni de, sizi de unuturuz be abi… Bir çekim merkezi olmazsa özgül ağırlığın anlamı kalmıyor. Güzel konuşmanın da, Bülent abi…Kalmıyor… Bari sus… Bari enelerini tatmin için davaya zarar verme.Biz seni unutmayız. Sevgin yine başka…

17 views

Başbakan Ahmet Hoca, Atom karınca ….

siyasi Tarihinde, siyasetçilerin bazılarının kendileri ile özdeşleşmiş lakapları vardır. Mesala; İsmet İnönü,”Milli Şef”, Süleyman Demirel ” çoban Sülü”, Necmettin Erbakan “hoca”, Bülent Ecevit “karaoğlan” , R:Tayyip Erdoğan “uzun adam” gibi…. Peki, Konya Taşkent (Pirlerkondu)İlçesinden çıkan, Türkmen oğlu Davutların Ahmet’e , yani Ahmet davutoğlu’na ne demek gerekir…?. Düşündüm, taşındım, tipine, çalışma sistemine, hayatındaki gelişmelere ve başarılara baktım, özellikle de 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonraki performansını düşündüm, ben hemşehrim Davutoğlu’na “Atom Karınca” lakabını layık gördüm… Atom karınca…
Bazı insanlar vardır, fiziki duruşlarının kat be kat üstünde sosyal hacmi, fiziki kilosundan çok daha fazla sosyal ve psikolojik ağırlığı vardır. Davutoğlu’da böyle kişilerdendir. Görünümünden daha geniş hacimli, ağırlığından da daha ağırdır.Oturduğu her koltuğu doldurur, üstüne aldığı her görevi layiki ile yerine getirir.
Tayyip Erdoğan gibi, karizmatik bir Dünya liderinin yerine başbakan olduğu halde, o koltuğu doldurdu.Bazı Ak Parti düşmanları, vay efendim, Davutoğlu figüran, Erdoğan yine fiili başbakanlık yapıyor deseler de, bu doğru değildir. Atom karınca, koltuğu dolduruyor… Elbette,Cumhurbaşkanı ile, devlet işlerini görüşme, konuşma ihtiyacında olabilir… Bu doğaldır. Hangi kişi başbakan olsa bunu yapmak zorundadır…
Her şeye rağmen, hemşehrim Atam karınca, başbakanlığın hakkını veriyor… O bizden biri, içimizden biri, Türkmeneli, Pirlerkondu <köyünden çıkmış bir Anadolu yiğidi…
Ben, Başta Tayyip Erdoğan ve Davutoğlu’nun yönetimindeki Ak Parti kadrolarının bu devleti en iyi şekilde yöneterek, Aziz Milletin hak ve hukukunu koruyacaklarını, canrları pahasına bunu yapacaklarını biliyorum. Kolay gelsin Uzun Adam, kolay gelsin Atom karınca….

19 views